Görüş Bildir
EDEBİHAT-ÖKSÜZ ÇOCUKLAR, ÇOCUKSUZ KADINLAR VE ANNELER GÜNÜ
Anasayfa »
2015-05-09 18:17:07 Tarihinde eklendi
Paylaş Paylaş Paylaş Paylaş Favori Arşivle Beğen
                                                         
                                                    ÖKSÜZ ÇOCUKLAR, ÇOCUKSUZ KADINLAR VE ANNELER GÜNÜ

       Yeterince günahım olmasaydı eğer anneler gününü de kutlardım senin.

İzin ver o kadar kötü olmayayım.

Japon Sumo güreşinde, kıran kırana geçen mücadelelerden sonra kazanan güreşçi, mağlup olanın yanında daha fazla üzülmesin ve onuru incinmesin diye sevinç gösterileri yapmaz, mağlup olan güreşçi de kazananın sevincine halel gelmesin, iç burukluğu yaşamasın diye üzüntüsünü belli etmemeye son derece dikkat eder. Mücadeleyi izlemeyene kimin galip, kimin mağlup olduğuna karar vermekte zorluk yaşatacak kadar dikkat ederler bu inceliğe.

Böyle bir inceliğe çok ihtiyacımız var, mazur görsün beni annem.

Sırf birilerinin banka hesaplarındaki rakamlarının hane sayısı biraz daha artsın diye pışpışlıyorlar sırtımızı aslında, seni düşündükleri yok, inan bana. Tatil planlarını daha yıldızlı bir otelde, daha uzun süreli rezerve edebilsinler diye katılmamızı farz kılıyorlar bu güne. Arada sen de seviniyorsun diye umursamayın diyorlar bir kadının iç çekişlerini. İşin kötüsü seviyoruz bu seremoniyi; cennet bileti muamelesi yapıyoruz bu cinnet haline.

Bilbordların ve ışıklı mağaza vitrinlerinin önünde çoğusu ayartılmış olarak geçse de, birileri birkaç gün sonra buzdağına çarpacağı kaçınılmaz olan bir geminin içindeymişçesine bakıyor onlara. Gâvur olsa, imana getirecek reklamlar dönüp duruyor televizyon ekranlarında. Annelerimizin bizim her şeyimiz olduğu ve onlara çok şey borçlu olduğumuzu falan söylüyorlar.  Muhakkak surette bir hediye alarak onlara ne kadar değerli olduklarını hatırladığımızı göstermemiz gerektiğini dikte ediyorlar. Annelerin hakları ödenemez olsa da mağazalarından bize özel taksit imkânlarıyla yine de bir şeyler alıp annemize vermemiz durumunda annemizin son derece mutlu olacağına inandırmaya çalışıyorlar bizi. Belki de haklılar. Ama yine de yapamayız bu dediklerini.

Annesi olmayan çocuklar, çocuğu olmayan kadınlar ve çocuğundan önce ölmeyi başaramamış anneler, misal Müzeyyen Teyzeye yapamayız bunu. Dedim ya bu kadar kötü olamayız.

Uzun süre bakamazlar bu kadınlar çocuk parklarına. Çocuklarının yaramazlığından şikâyet eden kadınları kirpiklerine sinen hüzün olmaksızın dinleyemezler. Boğazlarına takılıp kalan bir yumrunun, dalıp dalıp gitmelerinin, geçirdiği iç kanamasının, terk edilmiş bir kasaba yalnızlığının çoğu kez farkına bile varılmaz. Hayırlısı derler her yüreklerine acıları düştüğünde. Hayırlısı derler ama isterlerki hayırlısı bu olmasın.

Bir yerleri hep yarımdır bu kadınların. Aldıkları tüm mobilyalara rağmen doldurulamayan büyük boşlukları vardır odalarının. Odalarındaki boşluktan daha büyük ve daha ıssız, daha zor doldurulabilecek boşlukları vardır kalbinin odalarında. Kalpleri dehlizlerle doludur bu kadınların. Yolcusu olmayan ama terk de edilemeyen bir kervansaray gibidir kalpleri. Müminsiz bir mabet gibidir, üzerinde bayrak dalgalanmayan bir kaledir kalpleri hep düşmeye hazır.

Sırf bana hayırlı evlat demen için anne, seni bir nebze olsun sevindirmek için yapamayız bu kötülüğü bu insanlara, bu kadar kötü olamayız. Yeterince günahımız olmasa düşünebilirdik belki. Mazur görsün beni annem ve tüm anneler. Dedim ya bu kadar kötü olamayız.

Paylaş Paylaş Paylaş Paylaş Favori Arşivle Beğen

FACEBOOK YORUMLARI

AKTİFMEDYA ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Diğer Makaleler