Görüş Bildir
EDEBİHAT-BİR MEZAR BİR BABA BİR DE YASİN SURESİ
Anasayfa »
2014-09-12 22:45:18 Tarihinde eklendi
Paylaş Paylaş Paylaş Paylaş Favori Arşivle Beğen
         BİR MEZAR BİR BABA BİR DE YASİN SURESİ

         Daha bir isim bile vermemişlerdi. Belki onlarca isim düşünmüşler ama hiçbir ismi çocuklarına vermek için yeterince güzel bulmamışlardı. Bu yüzden ona hep bebek diyorlardı.

Gözlerinde bir tohum ekişin sevinç ve umudunu görebilseydim, toprağa çocuk ekiyor derdim belki de. Oysa gözlerinde sevinç yerine hüzün, umut yerine yılgınlık vardı. Henüz bir kaç günlük bebeği ölmüş, toprağa vermeye gelmişti.

 İçinde biriktirdiği sevinçlerini, çocuğu üzerinden hayata beslediği umutlarını, karısının annelik sevincini toprağa gömüyordu.

Çocuğunun ilk adım atışlarını, ilk baba deyişini, el ele heyecanla okula başlayacağı ilk günü, çocuk parkından yorgun ama neşeli eve dönüşlerini, beraber geçirecekleri zamanlarının mutluluklarını toprağa gömüyordu.

Rutin bir cenaze defin merasimi yapılmıyordu. Çok küçük bir grupla gelmişlerdi mezarlığa. Muhtemelen yakın akrabalar ve en yakın birkaç arkadaştan oluşan küçük bir topluluk, bir mezar, iş tulumunun toprağa bulanmış halinden mezar kazmakla görevli olduğunu tahmin ettiğim mezarlık görevlisi, tabut niyetine kullanılan küçük bir sandık, bir baba ve küçük taze kazılmış bir mezar vardı sadece.

Defin işlemi yapılırken dua okuyacak bir imam ya da din görevlisi yoktu. Sanırım bu kadar küçük bir bebek için gerek görülmemişti bir din görevlisi görevlendirmeye.

Bir bebekten beklenmeyecek kadar hareketsiz yatan bebeği, mezarlık görevlisi çıkardı tabut niyetine kullanılan küçük sandıktan. Büyükler gibi kefenlenmiş, baş ve ayakları kurallara uygun olarak bağlanmış bebeği tabuttan çıkarıp babasının ellerine bıraktı. Babası yere düşerse öleceğinden korktuğu bir bebeği tutar gibi dikkatle aldı kollarının arasına. Bir kefen bezine sarılı yavrusuna baktı hüzünle, kefenin üzerinden tek bir kez öptü.  Belki onu ilk öpüşüydü. Hastaneden gelmişlerse ki, büyük ihtimalle böyle olmuştur; kucağına dahi alma fırsatı dahi olmamıştır, kim bilir.

Baba, kazdığı mezarın içine giren mezarlık görevlisinin bir an önce işini bitirmek için acele eden ellerine teslim etti çocuğunu.  Sonra o,  bebeğinin toprağa yerleştirilmesini seyretti, ben onun yanağından süzülen iki damla yaşı.

Sonra küreği verdiler adamın eline. Hiçbir şey demediler ama adam ilk toprağı atma görevinin babaya verilmiş olduğunu anladı. Küreğini toprakla doldurdu ve sanki yavrusu incinecekmiş de o bunu engellemeye çalışıyormuş gibi itinayla mezarın içine boşalttı. Herkes bir iki kürek daha toprak atmasını bekliyordu ama gözlerini kendisini izleyen kalabalığa çevirip “Bir Yasin okusaydık” dedi yalvarır gibi. Adamın gözlerine bakınca mezarlık görevlisinin yardımıyla bebeğini toprağa gömüp, hiçbir şey olmamış gibi karısının yanına dönemeyeceğini anladım.

Henüz çocukken öğrendiği duaların bir bebeğin kabre konulurken okunmasına kifayet etmeyeceğini hesap ediyor olmalıydı.

Defin sırasında Yasin ya da ona benzer şeyler okunmasa yapmış olduğu şeyin eksik olacağını hissediyor olmalıydı.  Yaptığı şeyin toprağa bir çocuk gömmekten bir çocuğu defnetmeye celbedecek olan okunacak dualardı. O dualar olmadan bunu yaparsa ölmüş bebeği sadece bir çukura gömmüş olacaktı.

Bunu yapamazdı. Kalplerini ağır bir dağın altında kalmışçasına kanatan bu veda anı bildik bir arkadan el sallaması bile olmadan yaşanamazdı. Gün gün içinde büyüttüğü umudunu kaybeden karısına, anneliğini toprağa gömdüm de geldim diyemezdi

Akraba ya da arkadaşlarının içinden Yasin suresini bilen kimse yoktu. İşin kötüsü ben de mezarlarda Yasin suresi okunmasına uzun zamandan beri karşıydım. Uzun zaman diyorum çünkü yıllar önce bir mezar başında Yasin suresinin mealini okurken “Kur’an’ın iniş amacının ölülere değil bizzat yaşayanlar olduğuna şahit olmuştum. Ayet şöyleydi:

“Biz bu Kitap’ı diri olanları uyarmak için… indirdik”  (Yasin Suresi 70. Ayet)

Anladım ki bir mezar başında okunacak belki de son sure Yasin Suresiydi. Yasin suresinin başına getireceklerimizi bilen Allah, bahsettiğim ayeti başka onlarca sure olmasına rağmen özellikle Yasin suresine koymuş olmalıydı.

Babanın o halini görünce her şeyi bir kenara bırakıp Yasin suresini okumaya karar verdim.

Orda kimse beni tanımıyordu ben de onları ama ne fark ederdi ki. Çocuğu ölmüş bir babayı teselli etmeye çalışmak için tanıdık bile olmaya gerek olmamıştır hiçbir zaman.

Tam ben okurum demek için ağzımı açıyordum ki gruptan biri “Ben telefondan okuyabilirim” dedi. Olur dedi diğerleri. Ben sustum. Adam son sistem gelişmiş telefonunu çıkarıp biraz acemice de olsa okumaya başladı.

Yasin

Vel kur’ânil hakîm

İnnneke leminel murselin

Baba hala çok üzgündü ama daha huzurlu olduğunu hissedebiliyordum. Okunan her ayetle, yapılan iş, “bir şeyi gömme”  işi olmaktan çıkıyor, ölen bir çocuğun defin merasimi haline geliyordu.

Artık evde ya da hastanede bebeğinin yasını tutan annenin yanına dönüp “Allah’ın şefkatli kollarına teslim ettik” diyebilirdi. 

Paylaş Paylaş Paylaş Paylaş Favori Arşivle Beğen

FACEBOOK YORUMLARI

AKTİFMEDYA ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Diğer Makaleler