Görüş Bildir
EDEBİHAT-İSLAMOĞLU'NU(DA) YEDİRMEYİZ!
Anasayfa »
2014-11-24 13:22:55 Tarihinde eklendi
Paylaş Paylaş Paylaş Paylaş Favori Arşivle Beğen

 İSLAMOĞLU’NU(DA) YEDİRMEYİZ!

Bu ümmetin hikâyelerle, israiliyatla, hurafelerle Müslümanları oyalayan çok âlimi(!) oldu. Kur’an yerine menkıbeler, sünnet yerine safsatalar anlatan, İslam’a değil kendine çağıran, akletmeye değil, akıllarına tabii olmaya davet eden, yedikleri herzeleri İslam’a mal eden, Allah’a iftiralarını iftihar sebebi olarak gösteren, uzun cüppeleriyle Cennette huri kovalayacağına yeminler eden çok din bezirgânlarımız oldu bizim.

 Allah’ın "Raina demeyin unzurna deyin" ayetine rağmen, Müslüman halka rehberlik etmek yerine onları koyun gibi gütmeye azimlidirler bunlar. Çünkü ancak koyun sürüleri güdülebilir. Şefaat yetkileri vardır(!) bunların, cüppelerinin eteklerine tutunanlar kurtulur ancak(!)

Muaviye’nin ve Yezid’in yanında durup Hz. Hüseyin’e hayıflanırlar bunlar. Zalim sultanların sofralarında göbek büyütüp bol şükürlü dualar ederler. Kur'an’ı anlayamazsınız yüzünden okuyun kâfi derler. Tahkik etmeyi bir kusur, taklit etmeyi marifet bilirler. Ölen ve öldüren dinin müsebbibidirler bunlar, hazin ve darmadağınık tarihimizi failleri.

Âlim(!) sıfatlarıyla çok oldu onlardan bizde. 

Ama Kur’an’a, ama Kur’an öngördüğü hayata, ama Resullullah’ın Kur’an öğretmenliğine çağıran âlimlerimiz ise pek olmadı maalesef. Cahil bırakılmış halka din bezirganlarının yalanlarını ifşa edecek, kurdukları tezgahı bozacak çarklarına çomak sokacak alimlere çok ihtiyacımız oldu bizim.

Hele ki bu topraklar;  birkaç yüzyıldır cebren ve hileyle kıblesi Batıya döndürülmüş,  köküyle bağlantıları koparılmışken,  Kur’an’ın akledin emrini ciddiye alan, İslam’ı yolda bulunmuş din muamelesi yapmayacak kadar önemseyen âlimlere ekmek kadar, su kadar ihtiyaç duyar iken.

Mahcur bırakılmış, hayat kitabı olmaktan çıkarılmış, mezarlıkların, ölü evlerinin süsü haline getirilmiş Kur’an’ın mesajını topluma anlatacak, toplumla Kur’an arasına konulan engelleri ortadan kaldırıp vahiyle buluşmalarına imkân sunacak âlimlerimiz, can suyumuz iken.

Uydurulmuş bir dinin,  halis dinin özüne yaptığı tahrifatı gidermeye gayret edecek, halkı, kendine ya da kendi hizbine değil, tekrar dinin ilk indiği günlerdeki gibi halis ve sahih olanına çağıracak âlimlerin azlığına bu denli hayıflanırken;

Peygamber'i hayata dokunmayan, örnek alınamayacak kadar melekvari özelliklerde göstererek insanlarla Peygamber arasına farklı dünyalar sokan, O’nun asla Kur’an’a aykırı bir şey söylemeyeceği bilindiği halde Kur’an’ın az biliniyor olunmasından cesaret alarak Peygamberin ağzından Allah’ın kitabına ve dinine aykırı sözleri, Kitap’tanmış gibi aktaran.

Kur'an'a değil kendisine çağıran, vahdete değil tefrikaya, ıslaha değil ifsada çalışan Cübbeli’ ye,  Mustafa İslamoğlu’nu yedirmeyiz

Bu böyle biline.

Paylaş Paylaş Paylaş Paylaş Favori Arşivle Beğen

FACEBOOK YORUMLARI

AKTİFMEDYA ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Diğer Makaleler